nasrettin hoca fıkraları etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
nasrettin hoca fıkraları etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

7.18.2008

Nasreddin Hoca Fıkraları - Kim Daha Uğursuz ?

Nasreddin Hoca Fıkraları - Kim Daha Uğursuz ?

Nasreddin Hoca ormandan evine dönerken, yolda Timur ile karşılaşır. Tenha ormanda atıyla gezinti yapan Timur, birdenbire Hoca'nın eşeğiyle karşılaşınca atının korkup şaha kalkmasıyla kendini yerde bulur. Timur bu duruma fena halde hiddetlenir ve:
-Yakalayın, getirin şu adamı ve tezelden boynunu vurun ! diye emir verir.

Timurun adamları Hoca'nın boynunu vurmaya hazırlanırken,
Nasrettin Hoca:
-Durun, sultana soracağım bir şey var, der.

Yaptığı zalimlikten gayet memnun olan Timur:
-Bırakın ne soracaksa sorsun.. der, ve Hoca ya, uğursuz adamın tekisin sen, yoluma çıktın attan düştüm !

Nasrettin Hoca :
-Ya öylemi sultanım, Sen benim yoluma çıktın benim başım gidiyor. Bu durumda sizce kim daha uğursuz ?

7.14.2008

İp Haline Gelir - Nasreddin Hoca

İp Haline Gelir - Nasreddin Hoca

Hoca bir gün camideki vaazında, çocuklara verilecek isimlerin nasıl olması gerektiği konusuna değinir. Halk arasında eğlence konusu olabilecek isimlerin mübarek şahsiyetlere ait olması durumunda, isim olarak verilmemesinden bahseder ve sonunda:

-Ey Cemaati Müslimin, der, eğer oğlunuz olursa sakın ismini Eyüp koymayın..

Cemaatten birisi ayağa kalkar ve sorar:
-Neden Hocam ?

-Halkın dilinde söylene söylene, Eyüp ismi, ip haline gelir de ondan..

7.08.2008

Nasreddin Hoca - Timur'un Değeri

Nasreddin Hoca - Timur'un Değeri

Hoca ile Timur bir gün hamamda yıkanırken, Timur:
-Hoca söyle bakalım, ben bir köle olup satılacak olsam değerim ne olur?

Hoca Timur'u göz ucuyla süzdükten sonra cevap verir:
-Kanaatimce elli akçedir senin değerin.

Timur, bu cevap üzerine öfkelenir:
-İnsaf et yahu! Sadece üzerimdeki peştemal elli akçe eder.

Hoca istifini bozmadan cevap verir:
-Tamam işte...!

7.07.2008

Nasreddin Hoca - Fark

Nasreddin Hoca - Fark

Nasrettin Hoca Timur'un huzurundadır. Huzura gelmeden önce muhafızlar Hoca'ya, Timur'a iki arşından fazla sakın yaklaşma diye tembihlemişlerdir.

Timur Hoca ile alay etmek için sorar:

-Söyle bakalım Nasreddin Hoca, eşekle senin aranda ne fark var ?

Hoca'nın cevabı her zamanki gibi hazırdır.

_Tam iki arşın efendim... !

7.03.2008

Biraz da Biz Ölelim !

Biraz da Biz Ölelim !

Hoca bir Ramazan günü yemeğe davet edilir. Yemekte bir tepsi börek ve kaselerde hoşaf bulunmaktadır. Ev sahibi muziplik olsun diye kendisinden başka kimsenin önüne kaşık koymamıştır.

Nasreddin Hoca bakar ki, hoşaf içecek kaşık yok, hiç sesini çıkarmaz kuru kuru böreğe talim eder. Besmele çeker ve börekten bir parça koparıp yemeğe başlar. Ama ev sahibi bununla da kalmaz. Hoşaftan aldığı her yudumdan sonra, " Ohh öldüm.." diyerek davetlilerin iştahını kabartamaya çalışır. Nasrettin hoca artık bu kadarına dayanamaz ve adamı yaptığına pişman edecek şu sözü söyler:

-Arkadaş, senin bu kadar öldüğün yeter. İzin ver, biraz da biz ölelim...!

6.25.2008

Buyrun Cenaze Namazına - Nasrettin Hoca

Buyrun Cenaze Namazına - Nasrettin Hoca


Nasreddin Hoca bir gün Timur'la askerlerine verip veriştiriyormuş. Dinleyenlerin arasından derviş kılıklı biri öne çıkıp:
-Hoca efendi, biraz ileri gitmedin mi? O adam senin anlattığın kadar zalim değildir, demiş.

O zaman kuşkulanıp sormuş Hoca:

-Erenler nerelisiniz ?
-Maveraünnehirliyim.
-Ya mübarek adınız ?
-Timur !

Bunu duyan Hoca'da şafak atmış. Çevresindekilere dönerek:
-Ey cemaati müslimin, demiş. Er kişi niyetine, buyrun Nasrettin'in cenaze namazına...

6.17.2008

Nasrettin Hoca - Ver Şu Elini

Nasrettin Hoca - Ver Şu Elini

Birkaç arkadaşı ile birlikte Akşehir'deki bir gezinti yerine giden Hoca yemek yedikten sonra, orada bulunan akarsuyun havuzundan ellerini lıkarken birden ayağı kaymış ve havuza düşmüş.

Havuz derinmiş. Nasreddin Hoca, neredeyse boğulacakmış. Onu kurtarmak isteyenlerden biri elini uzatarak, ''Al şu elimi de tutun çıkarayım seni'' diye bağırmış.

Ama Nasrettin Hoca elini bir türlü uzatmıyor ve havuzun içinde çırpınarak kendi çabasıyla kenara yaklaşmaya çalışıyormuş.

Havuzun çevresindeki gençlerden uyanık olan biri ''Ver şu elini'' diye bağırmış. Nasrettin Hoca, gencin uzattığı eli tutmuş ve havuzdan çıkmış.

Gençler, '' Aman Hoca, neredeyse boğulacaktınız. Neden, 'Al şu elimi' deyince tutmadınız da 'ver şu elini' deyince tutundunuz ? '' demiş. Hoca'nın yanıtı:

'' Arkadaşlar, sakın kınamayın. Ben almaya değil vermeye alışmışım.''

6.14.2008

Nasreddin Hoca - İnatçı Eşek

Nasreddin Hoca - İnatçı Eşek

Eşeğinin inatçılığından usana Nasrettin Hoca, canından bezdiği bir gün hanımını yanına çağırıp:

-Bundan böyle bu eşeğe ne yem vereceksin, ne de su demiş. Açlıktan gebersin gitsin de anlasın dünyanın kaç bucak olduğunu !

Ahırdan çıkar çıkmaz hanımı "Aman Hoca, elimizde bir eşek var, o da ölürse ne yaparız biz" demiş

Hoca:

-Gözü korksun da inatçılk etmesin diye öyle söyledim ben. Sen gene yemini suyunu ver, ben bilmemiş olayım...

6.13.2008

Nasrettin Hoca - Tahmin Ediyorum

Nasrettin Hoca - Tahmin Ediyorum

Kendi haline bakmadan Hoca'yla uğraşmaya kalkışanlar hiç de az değildi. Bunlardan biri Hoca ile alay etmek ister:

-Hocam, biliyormusunuz benim eşek kadılık yapmaya başladı, der.

Hoca kendisiyle alay etmek isteyenlere dersini vermekte gecikmez. İstifini bozmadan cevap verir.

-Biliyorum, ben vaaz ederken bir sana bakıyorum bir eşeğe, eşeğin kulaklarını dikmiş beni dinliyordu, hemde senden daha iyi...

6.11.2008

Nasrettin Hoca - Deli Fıkrası

Nasrettin Hoca - Deli Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün, komşu köye gitmiş. Köyün meydanında oturan yaşıtlarının yanına selam verip oturmuş. Komşu köydeki ihtiyarlar Hoca'yı alaya almak icin, köyün delisini göstererek:

-Nasrettin Hoca, bu yeni Vezirimiz... Köyümüzü ziyarete gelmiş, diyerek hafiften alay etmek istemişler.

Hoca bu tabi ki, altında kalırmı.

-Evet biliyorum, sizin köye gelmeden önce bizim köye uğradı... Bu civarda delinin bol olduğu köy varmı diye sormuştu...

6.09.2008

Fıkra - Bırak Temizlensin

Fıkra - Bırak Temizlensin

Nasreddin Hoca'nın karısı bir gün göl'e çamaşır yıkamaya gitmiş. Nasreddin Hoca da onunla birlikte gitmiş.
Karısı çamaşırları yığıp işe başlayacağı sırada kara bir kedi gelip sabunu kapmış ve kaçmış. Karısı, "Yetiş Hoca Efendi, sabunu kedi kaptı" diye feryadı basmış. Hoca yapacak bir şey olmadığını anlamış ve sakin bir edayla;

"Telaşlanma karıcığım, baksana kedinin üstü başı kapkara, o bizden kirli, varsın temizlensin" demiş.

6.07.2008

Nasreddin Hoca - Deli

Nasreddin Hoca - Deli

Nasreddin Hoca gölün kenarında oturan delinin yanına yaklaşmış.
Bakmış ki deli, göle şeker atıyor, sonra da eliyle gölden su içiyor ve tükürüyormuş.

Hoca merak etmiş sormuş:

-Hayırdır evladım ne yapıyorsun ?
Deli:
-Göle şeker attım ama hala tatlı değil...
Nasrettin Hoca:
-Evladım senini aklın çalışmıyormu, karıştırmazsan şeker erimez ki...

5.27.2008

Nasrettin Hoca - Palavracı Fıkrası

Nasrettin Hoca - Palavracı Fıkrası

Palavracının biri başına topladığı üç beş vatandaşa karşı övünüp duruyormuş.
-İşte ben böyle güçlü ve marifetli bir adamım, ben Halep'te bulunduğum sıralarda 60 arşın uzağa atlamış bir kimseyim !...

Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp:
-Yaa, demek sen 60 arşın atlarsın. Haydi atla da görelim bakalım.. demiş.

Adam hık mık etmiş : 'Ama ben Halep'te atladım. Demiş.
Hoca kızmış:
-Canım Halep oradaysa arşın burada , demiş.

5.21.2008

Fıkra -En Zor ve En Kolay Şey

Fıkra -En Zor ve En Kolay Şey

Birgün Hoca'ya sorarlar:
-Hocam, bu dünyada en zor ve en kolay şey nedir?

Nasrettin Hoca bir müddet düşündükten sonra cevap verir:
-Dünyada en zor şey, insanın kendini bilmesidir. En kolay şey ise başkasına nasihat vermesidir.

5.15.2008

Fıkra - Doksan Dokuz Olsun

Fıkra - Doksan Dokuz Olsun

Günlerden bir gün Nasreddin Hoca'ya düşünde doksan dokuz altın vermişler.

-Doksan dokuz altın olmaz, hiç olmazsa illa yüz olsun, diye diretirken uyanıvermiş. Birde bakmış ki, ortada ne altın var ne de altın veren..

Hemen gözlerini kapamış elini uzatmış Hoca:

-Her zaman bu kadar alçak gönüllü olmam, demiş.
Hadi ver bakalım, bu seferlik doksan dokuz altın olsun..

5.05.2008

El Elin Eşşeğini Nasıl Arar - Fıkra

Fıkra - El Elin Eşşeğini Nasıl Arar

Bir gün subaşının eşşeği kaşbolmuş. Bulmak için neredeyse tüm kasaba seferber olmuş. Nasreddin Hoca da bağına gidiyormuş.
-Sen de bağlara bakıver, demişler.
-Olur, deyip yürümüş Hoca.
Bağa vardığında, bir yandan türkü söyler, bir yandan da etrafa yalandan göz gezdirirmiş. Hoca'yı keyifle türkü söylerken görenler sormuşlar:
- Hayrola Hoca, bugün pek neşelisin. Ne arıyorsun buralarda ?
- Subaşının eşeği kaybolmuş da onu arıyorum.
- Aman Hoca, türkü söyleyerek eşşek aranırmı hiç ?
- Eee, ne yaparsın, el elin eşşeğini böyle türkü söyleyerek arar işte !

5.04.2008

Ortak Eşşek - Komik Fıkra

Ortak Eşşek - Komik Fıkra

Hoca ile komşusu ortak olmuşlar ve bir eşşek almışlar. Hayvan pazarından eve dönünce Hoca komşusuna sorar:

-Eşşeğin hangi yarısı sana ait ?

Uyanık komşu düşünür ve..
-Önü benim, arkası senin, der.

Hoca hemen eşşeğin arkasındaki sinekleri kovalar, kuyruğunu düzeltir. Sonra da:
-Eşşeğin bana ait olan kısmının işlerini yaptım, benim işim bitti. Şimdi sıra sende, arpa, saman al da sana ait olan kısmının işini gör der...

4.26.2008

Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca fıkraları'nın toplumumuzdaki önemi ve yeri tartışılamaz. Yıllar önce yaşamış olan Nasrettin Hoca, yaşadığı dönemde kötülük yapan , onla alay etmek isteyen insanlara hep bir ders vermiş , onları düşündürmüştür.

Yıllar sonrada bizler onun fıkralarından kendimize ders çıkartmaya çalışıyoruz. Bu konuda başarılı yada başarısız olmamız bir yana , Nasrettin Hoca'nın ne kadar büyük bir insan olduğunu görüp atalarımızla gurur duyuyoruz.

4.24.2008

Nasreddin Hoca - Hazır Parayı Görünce

Nasreddin Hoca - Hazır Parayı Görünce

Borç yiyen kesesinden yer derler ya , Hoca da paradan yana bir gün darda kalmış. Gidip komşusundan biraz borç almış. "Bir hafta sonra paranı geri veririm komşu" demiş. Ama adam ertesi sabah kapıya dayanmış.

-Eee Hocam, dün aldığın parayı ödeyiver, çok sıkışkınım..

Hoca bir haftalığına aldığı parayı hemen ertesi günü isteyen komşusuna çok bozulmuş. " Etme eyleme bir hafta sonra ödemek üzere anlaşmıştık" diye binbir türlü dil dökmüş. Ama komşusu nuh demiş peygamber dememiş. "İlle de paramı isterim" diye tutturmuş.

Adamın laftan anlamadığını görünce Hoca pişkinliğe vurmuş işi:

-Bak komşum, şu yol kıyısındaki çalıları görüyorsun değil mi ? demiş.

-Görüyorum ne olacak.. ?
-Hah, işte o çalıları ben diktim...
-Eee eline sağlık..
-Biliyorsun buradan her gün koyun sürüleri geçer.. O koyunlar bu çalılara sürtünecekler, sürtününce yünleri çalılara takılıp kalacak...
-Eeee..
-İşte o yünleri toplayıp eğireceğim, iplik yapacağım. Götürüp iplikleri pazarda satacağım, satar satmaz da borcumu ödeyeceğim, Paranı cebinde bil..
-İlahi Hocam, olacak şey mi senin dediğin, güldüme beni.. Keh keh keh keh..
-Seni köftehor seni, hazır parayı görünce nasılda gülersin ...!

4.21.2008

Nasreddin Hoca - Suratına tükürecekti ama...

Nasreddin Hoca - Suratına tükürecekti ama...

Akşehir'de Rüknettin Efendi adında yobaz ir adam varmış. Rüknettin Efendi şarlatanın biriymiş. Kendisinde olağan üstü güçlerin bulunduğunu ileri sürerek hastalıkları iyileştirmek için muska yazar, nefes eder, halkı dolandırırmış.
Nasrettin Hoca bir gün bir toplulukta Rüknettin Efendi'yi her zamanki gibiatıp tutarken görmüş. Rüknettin Efendi şöyle diyormuş yanındakilere:

-Bir gece düşümde Peygamber Efendimizi gördüm. Peygamber Efendimiz benim ağzıma tükürdü, işte o günden sonradır bir güce kavuştum. kime nefes ettiysem şıppadak iyileşiyor...


Nasreddin Hoca, bu şarlatanlık karşısında daha fazla dayanamamış.
- Bana bak Rüknettin Efendi demiş. Peygamber Efendimiz aslında senin yüzüne tükürecekti, ama sen esneyince ağzına rastlamış olacak...

Aldatılıyormusunuz ?